ÇOK ŞIK ÇİÇEKLİ OYA ÖRNEĞİ


Mart 27th, 2009

oya oya modelleri, oya örnekleri,oyalar, oya, oya örneği, oya örnekleri, tığişi oya modelleri, tığ ile örülmüş oya örnekleri, el işi, örgü, el örgüsü, çiçekli oya örnekleri, tığ ile örülmüş çiçekli oyalar, üç renkli oya örnekleri, çok güzel oya örnekleri, sade oyalar, basit oyalar, en güzel oyalar, zor oya örnekleri, farklı oyalar, farklı oya modelleri, farklı oya örnekleri,değişik oyalar, değişik tığ oyaları, değişik oya örnekleri

Aslında bu oya örneğini daha önce yayınlamıştım kardeşim Gülsüm’e ait örneklerden Ozaman çok beğendiğimi yapmak istediğimi belirtmiştim. KAyınvalidemde bu yazmayı görünce hemen aklıma bu örnek geldi ikisi birbiriyle çok uyumlu oldu , çok hoş yapmanızı tavsiye ederim. Kayınvalidem güle güle kullansın…

FARKLI OYA ÖRNEKLERİ


Mart 27th, 2009

oya, oyalar, oya örnekleri, oya modelleri, güzel oyalar, tığ oyası, tığ ile örülmüş oya örnekleri, en güzel oya modelleri, en güzel oyalar, çok değişik oya örnekleri, çok değişik oya modelleri, değişik oyalar, güzel oyalar, en yeni oya örnekleri, çok farklı oyalar, çok farklı oya modelleri, çok farklı oya örnekleri, farklı oyalar, güpür şeklinde oya örneği, çok kibar oya, zarif oyalar, basit oyalar, şık oyalar

İşte sizlere çok beğendiğim oyalraımdan bir tanesini daha sunuyorum, çok kibar ve zarif bir oya örneği. Yapmak isteyenler için detay resmini de yayınladım kolay gelsin…

İŞLEME İÇİN BALIK ŞABLONU VE GEMİ ŞABLONU


Mart 24th, 2009

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

balık desenli işleme örneği, balık desenli bebek yeleği, gemi desenli işleme örneği, gemi işlemeli bebek yeleği, işlemeli bebek yeleği, erkek bebek için işlemeli yelek modeli, balık işlelemli yelek, balık desenli yelek, gemi işlemeli yelek, gemi desenli yelek, gemili bebek örgüleri, balıklı bebek örgüleri,gemi işlemeli bebek yeleği örneği, işleme örnekleri, etamin işleme bebek yelekleri, etamin işleme balık deseni, etamin işleme gemi deseni, bebek yelekleri için işleme örnekleri, değişik işleme örnekleri, çok değişik bebek yelekleri,işlemeli erkek bebek yelekleri, işlemeli örgüler, işlemeli örgü yelekler,etamin işleme gemi şablonu, etamin işleme balık şablonu,işleme yunus balığı örneği,işleme yunus balığı, balık şablonu, gemi şablonu, gemi şeması, balık şeması, işleme gemi şeması, işleme balık şeması

Bu şablonları MAhmut Esat’a ördüğüm bebek yeleği için kendim çizdim, nette yaptığım uzun araştırmalarda tam olarak istediğim sonuca ulaşamamıştım bende yelekte işleme için ayırdığım kısmın ebatlarına göre bu şablonları çizdim. Sizlerinde istifadesine sunmak istedim. Kolay gelsin.

Mahmut Esat’ın gemi ve balık işlemeli yeleğini görmek isterseniz

http://www.yeteneklieller.com/2009/03/23/balik-ve-gemi-islemeli-erkek-bebek-yelegi/

adresinden veya BURAYI TIKLAYARAK  bakabilirsiniz.

BALIK VE GEMİ İŞLEMELİ ERKEK BEBEK YELEĞİ


Mart 23rd, 2009

balık desenli işleme örneği, balık desenli bebek yeleği, gemi desenli işleme örneği, gemi işlemeli bebek yeleği, işlemeli bebek yeleği, erkek bebek için işlemeli yelek modeli, balık işlelemli yelek, balık desenli yelek, gemi işlemeli yelek, gemi desenli yelek,gemili bebek örgüleri, balıklı bebek örgüleri, gemi işlemeli bebek yeleği örneği, işleme örnekleri, etamin işleme bebek yelekleri, etamin işleme balık deseni, etamin işleme gemi deseni, bebek yelekleri için işleme örnekleri, değişik işleme örnekleri, çok değişik bebek yelekleri,işlemeli erkek bebek yelekleri, işlemeli örgüler, işlemeli örgü yelekler,etamin işleme gemi şablonu, etamin işleme balık şablonu,işleme yunus balığı örneği, işleme yunus balığı

Süt oğlum Mahmut Esat için kızımım bir yeleğinden esinlenerek yelek örnmeye başladım, başlarken aklımda hep gemi ve balık işlemek vardı, tabiki her zaman olduğu gibi nette yaptığım yoğun araştırmalar yine beni kendi hayal gücüme sevk etti.

Çok araştırmama rağmen istediğim gibi bir gemi ve balık işleme şablonu bulamadım. Bende gördüklerimden esinlenerek kendi şablonlarımı kareli bir defter kağıdına kendi kafamdan çizdim.

İşlemeye başladım ama inanın kaç defa da söktüm ipliklerin renklerini beğenmedim, kalınlıklarını beğenmedim ve sair derken sonunda reimlerde gördüğünüz benim gerçekten çok beğendiğim ve sizlerle paylaşmaktan çok mutlu olduğum bu şirin yeleği yaptım. Erkek bebek leri için işlemeli örnekler pek yok nette umarım erkek bebeği olan arkadaşlar istifade ederler.

tabi benim bu deeme çalışmalarım neticesinde yeleğin bitmesi biraz uzun sürdü, iki gündür de Mahmut Esat ve kardeşimgiller bizde misafir oldular nihayetinde dün kenarlarını oyaladım ve  Mahmut Esat’a giydirip yeleğini teslim ettim :) ( Bunun için düğmelerini henüz dikemedik )

Gemi ve balık işlemelerinin kareli kağıda çizdiğim şablolarına

http://www.yeteneklieller.com/2009/03/24/isleme-icin-balik-sablonu-ve-gemi-sablonu/

adresinden  veya BURAYI TIKLAYARAK ulaşabilir, zorlanmadan örneği çıkartabilirsiniz. Kolay gelsin

İKİ SIRADA YAPILAN KOLAY OYA ÖRNEĞİ


Mart 20th, 2009

 oya, kolay oyalar, en yeni oya örnekleri, en güzle oya modelleri, oya modelleri, oya, oya örnekleri, oyalar, güzel oyalar, iki renkli oyalar, iki renk oya örneği

İKİ RENK BEBEK YELEK ÖRNEĞİ


Mart 20th, 2009

bebek örgüleri, bebek yelekleri, desenli bebek yeleği örneği, iki renkli bebek yelekleri, en güzel bebek örgüleri, bebek örgüleri, en yeni bebek yelekleri, çok güzel örgüler, çok güzel örnekler, tek parça bebk yelek örneği, tek parça yelek örneği, dikişsiz yelek örneği

BEŞ ŞİŞ İLE ÖRÜLMÜŞ DESENLİ ÇORAP ÖRNEĞİ


Mart 16th, 2009

örgü çorap, yün örgü çorap, beş şiş ile örülmüş çorap örneği, örgü desenli çorap, işlemeli çorap örneği, beş şiş çorap örneği, çok güzel örgü çorap , örgü örnekleri, örgü, örgü modelleri

ÇARIK ŞEKLİNDE PATİK ÖRNEĞİ


Mart 16th, 2009

 patik örnekleri,işlemeli patik örneği, çarık şeklinde patik örneği, işleme örneği, patiklerde işlemeler, örgü işleme örneği, örgü işleme boncuklu patik örnekleri, çocuk patikleri, bebek patikleri, patik modelleri,örgü patikler, tığ işi patikler, şiş örgüsü patikler

DOĞAN CÜCELOĞLU’NDAN AİLE İÇİ İLETİŞİM ÜZERİNE GÜZEL BİR HATIRA


Mart 16th, 2009

Yazan: Doğan CüceloğluKaliforniya’da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu
özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu. Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı. Bölümün bir pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk aklımdan geçen, ‘Armudun iyisini ayılar yer’ düşüncesi
oldu.

Yukarıda özelliklerini saydığım o güzel kızın bana tanıştırdığı erkek, yirmi yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş, şişman denecek kadar toplu, çirkin, kısa boylu biriydi.
Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm. Daha sonra öğrendim ki, bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir üniversitenin psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapıp profesör olmak istiyor.
Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu? Bir hafta sonra ders çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally adıyla anacağım öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti:
‘Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum?
‘Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini

‘Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin?
Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu. Amerikan kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak kabul edildiğinden pek sorulmaz. Amerikan kültürüne göre ben o anda
Sally’nin mahremiyetine ‘burnumu sokuyordum.’
Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek,
‘O şahane bir insan;
o benim kahramanım! Ben ondan çok şeyler öğrendim’

dedi.
O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu. Güzel bir kadının
erkeğine, ‘Sen benim kahramanımsın’ duygusu içinde
bakmasının erkeğe verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım.
Bu hediyeyi, hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum
ve o kişiyi kıskandım.
‘Nasıl yani?
‘ dedim.
‘Frank bir yetimhanede büyümüş. Yetim olmanın ne demek olduğunu bildiği
için, üniversite öğrencisi olunca, yetimhaneden iki çocuğa
ağabeylik yapma kararı almış. Haftada on saatini onlara ayırıyor; onlarla
buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor.
Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor. Biri ameliyat oldu,
hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede
kalıyor, geceleri ona bakıyor.’
Yüzüme tokat yemiş gibi oldum. Utandım. Kendime kızdım. Ben güya en yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala dış görünüşe göre yargılıyor ve onu ‘ayı’ olarak görüyordum. İçimdeki pislikten utandım. Bir süre sonra Sally’nin içinde yetiştiği aile ortamını merak etmeye başladım.
Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama baktığım zaman ben neden, ‘Armudun iyisini ayılar yer’ diye düşündüm? Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık, sık bu benzetmeyi duyarak büyümüştüm. İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl etkilemişse, Sally’nin içinde yetiştiği ortam da onu öyle etkilemiş olmalıydı.

 

Birkaç hafta sonra Sally’e, ailesinin nerede oturduğunu sordum. Los Angeles’in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmış. Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup olamayacağını sordum. ‘Kendilerine bir sorayım, eminim
sizinle tanışmak isteyeceklerdir,’
dedi ve iki gün sonra, ‘Ailemle konuştum; sizinle tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler,’ dedi. Dört-beş hafta sonra San Francisco’ya gidecektim, Sally’nin ailesinin yaşadığı kasaba yolumun üstündeydi, onlara uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra yoluma devam edebilirdim. Bu planımı Sally’e söylediğimde Sally,
‘O gün ben de aileme gidecektim; isterseniz beraber gidebiliriz,’ dedi. Ailesine haber verdi. Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler. Long Beach’ten sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında Sally’nin ağabeyi Brian’ın evine vardık. Sally’nin babası George orada
buluşmamızı uygun görmüş. Çok güleryüzlü bir aileydi.
Brian’ın, en ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı.
Ziyaret ettiğim bu güler yüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten dikkatimi çekti.

 

Bunlardan ilki, Sally’nin babası George’un torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi. Bunu o kadar doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir davranış olduğu belliydi. Sally’ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi konuştuğunu sordum. ‘Evet’ yanıtını alınca, kendisi çocukken de babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum. ‘Evet, biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da çocuklarıyla böyle konuşur; ben de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım. Biz böyle biliyoruz’, dedi. Tüylerim diken diken oldu.

 

Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan psikolojisi benim uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum. Kendime kızdım; sonra kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım. Sonra onlara kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür ortamına
kızdım. Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradaki öğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim. Torunlarının önünde diz çökerek konuşan dede George’a
‘Beyefendi, çocukların göz
hizasına inerek konuşuyorsunuz!’
dedim.

Bana biraz şaşkınlıkla
gülümseyerek, ‘Tabii, onlar küçük insanlar!’ yanıtını verdi. Öyle bir bakışı vardı ki, bu bakış sanki

‘Bu kadar doğal bir şey ki, herhalde
bunu herkes yapıyordur; sen yapmıyor musun?’
diyordu.O bakışa karşı bütün yaptığım, mahcup bir gülümseme oldu.

Bu güler yüzlü sıcak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally’nin ağabeyi Brian’ın davranışı oldu. Brian, Pasifik ülkeleriyle ticaret yapan, oldukça varlıklı biriydi. Evlerinin büyüklüğünden, yüzme havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin zenginliği belli oluyordu. Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarında telefon çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu. Ofisten arıyorlarmış, Koreli bir işadamı Los Anegeles’ta imiş, kendisiyle görüşmek için helikopterle saat 14′te gelmek istiyormuş. Başka bir randevusu olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bize durumu şöyle açıkladı:

‘Dört çocuğum var ve her hafta
biriyle dört saat baş başa geçiririm. Bugün dört yaşındaki kızım Mary’le
randevum var. Çocuklar çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler ve onlarla beraber zaman geçirme
olanağı kaybolmuş.

Brian’ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik verdiği
belli oluyordu. Brian için çocukları şüphesiz en az
işi kadar önemliydi.

Brian’ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık
duygusu, bir ‘keşke’ olmayacak.

Sally’e sordum:
‘Baban seninle randevulaşır mıydı?’

‘Evet’, dedi,
‘yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla baş başa zaman
geçirirdi.
Ve ilave etti,
‘Biz böyle gördük, böyle
biliyoruz. Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!’
.

Gülümseyerek,
‘Nereden biliyorsun?’ diye sordum.‘Biz Frank’le konuştuk’ diye cevap verdi. Yine içim cız etti. Daha doğmadan
çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu.

Kendi çocuklarıma içim yandı. Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın
karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da
acısı, kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm. Biraz daha düşününce
kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi
çocukluğuma içim yandı. Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna içim yandı.
Ve son durak olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı.

Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, ‘bundan sonra ne yapabilirimle
ilgili düşünmeye karar verdim. İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar, verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları,
‘Ne yapabilirim?’ sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir.
Sally’nin içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum. Sally, içinde yetiştiği ailede, var oluşun beş boyutunu da doya, doya yaşayabilmişti. Çocuğun hizasına inerek onunla göz göze
konuştuğunuz zaman çocuk,
‘Sen varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye layıksın’, mesajı alır ve çocuğun CAN’ı beslenir.

 

Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, ‘Seninle zaman geçirmek istiyorum, seni özledim’, mesajını güçlü olarak verir.

Çocuk bu mesajı zihinsel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, ‘Ben sevilmeye layık biriyim!’ diye yoğrulur.Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras, var oluşun beş boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN’dır.

KARANFİL OYASI ÖRNEĞİ


Mart 15th, 2009

karanfil oyası örneği, karanfil oyası, oya örnekleri, güzel oyalar, en yeni oyalar, en değişik oyalar, değşik oya örnekleri, oya modelleri, güzel oya modelleri, kolay oya, sade oyalar

Yemek tarifleri